BİYOĞRAFİ
Mustafa Naci Özer
1959 Yılında Elazığ’ın Baskil ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu ilçede, Lise öğrenimini Elazığ Atatürk Lisesinde, yükseköğrenimini Diyarbakır Eğitim Enstitüsünde tamamladı. 1979 yılında Fransızca öğretmeni olarak Ankara Şereflikoçhisar Lisesinde göreve başladı. Sırasıyla Keskin Lisesi, Batman Yahya Kemal Beyatlı Lisesi, Payas Endüstri Meslek Lisesi, Payas Fahrettin Altay İlköğretim okulunda çalıştı. Dörtyol Halil İbrahim Evren Anadolu Lisesi ve Payas Asım Gündüz İlköğretim okullarında müdür olarak görev yaptı. 2009 yılında emekli oldu. Emekli olduktan sonra Anadolu Üniversitesi Adalet Bölümünü bitirdi. Adana’da yaklaşık on yıl özel liselerde müdürlük yaptı. 2016 yılı içinde Karahan Kitabevi tarafından yayınlanmış “REFAKATÇİ-2016 (Bir Öğretmenin Anıları-Roman), KİREÇ ÇUKURU 2016 (Gezi türünde roman) ve EĞİTİMİN DİLİ OLSA 2016 (Anı- Gözlem)” TOGAN Yayınları tarafından yayımlanmış “MÜCEVHER AKIŞI” 2017(Şiir) Karina Yayınevi tarafından yayınlanan “OKUL MU, YOK OL MU?” 2019 (deneme), OYUNUN KURBANLARI 2021(Araştırma), NİLDA 2021 (Roman) 3 Garip Son (Öykü) Baygenç Yayıcılıktan YÜREĞİM ANADOLU’DA (Çocuk şiirleri) 2025 Yılında HİZAN KAYASI (Çocuk Hikâyeleri), ÇALINAN DUYGULAR (Roman) adlı on bir basılmış kitabı bulunmaktadır. Ayrıca İstanbul’da yayınlanan “ŞİİR PINARI” adlı dergide çokça şiirleri, “Güncel Sanat Dergisi’inde şiir ve yazıları yayınlanmaktadır . Gündüz AYDIN’nın hazırlamış olduğu “HECE ŞAİRLERİ ANSİKOPEDİSİ’inde şiirleri yer aldı. Hasan HALAKAÇAYIR’ın öncülük ettiği “UNUTULMAYA YÜZ TUTAN 100 TÜRK BÜYÜĞÜ”3 Cilt eserinde Emir Timur’u Öyküleştirdi. Çukurova Edebiyatçılar Derneğinin hazırlayıp yayınladığı Şiir Antolojisinde şiirleri yer aldı. Çukurova Edebiyatçılar Derneğinin üyesi ve yönetimindedir.
................................
Biografia
Mustafa Naci ÖZER è nato nel 1959 nel distretto di Baskil, nella provincia di Elazığ, in Turchia. Ha completato gli studi elementari e medi a Baskil, il liceo presso il Liceo Atatürk di Elazığ e gli studi superiori presso l'Istituto Superiore di Formazione di Diyarbakır.
Nel 1979 ha iniziato la sua carriera come insegnante di lingua francese presso il Liceo di Şereflikoçhisar (Ankara). Successivamente ha insegnato nei licei di Keskin e Batman Yahya Kemal Beyatlı, nonché presso l'Istituto Tecnico Industriale di Payas e la Scuola Primaria Fahrettin Altay di Payas. In seguito ha ricoperto l'incarico di dirigente scolastico presso il Liceo Anatolico Halil İbrahim Evren di Dörtyol e la Scuola Primaria Asım Gündüz di Payas. È andato in pensione nel 2009.
Dopo il pensionamento ha conseguito la laurea in Giustizia presso l'Università Anadolu. Ha inoltre svolto, per circa dieci anni, l'incarico di dirigente scolastico in diversi licei privati della città di Adana.
Naci ÖZER è autore di opere appartenenti a diversi generi letterari, tra cui romanzi, racconti, poesie, saggi, studi di ricerca, memorie e letteratura per l'infanzia. Le sue opere pubblicate sono:
Refakatçi (Il Compagno di Viaggio – Memorie di un insegnante/Romanzo, 2016, Karahan Kitabevi)
Kireç Çukuru (La Fossa della Calce – Romanzo di viaggio, 2016, Karahan Kitabevi)
Eğitimin Dili Olsa (Se l'Istruzione Avesse una Voce – Memorie e osservazioni, 2016, Karahan Kitabevi)
Mücevher Akışı (Il Flusso dei Gioielli – Poesia, 2017, Togan Yayınları)
Okul mu, Yok Ol mu? (Scuola o Scomparsa? – Saggio, 2019, Karina Yayınevi)
Oyunun Kurbanları (Le Vittime del Gioco – Ricerca, 2021)
Nilda (Romanzo, 2021)
3 Garip Son (Tre Strani Finali – Racconti)
Yüreğim Anadolu'da (Il Mio Cuore è in Anatolia – Poesie per bambini, 2025, Baygenç Yayıncılık)
Hizan Kayası (La Roccia di Hizan – Racconti per bambini, 2025)
Çalınan Duygular (Sentimenti Rubati – Romanzo)
Le sue poesie e i suoi scritti sono stati pubblicati in numerose riviste letterarie, tra cui Şiir Pınarı e Güncel Sanat Dergisi. Alcune delle sue poesie sono state incluse nell'Enciclopedia dei Poeti della Metrica Sillabica (Hece Şairleri Ansiklopedisi), curata da Gündüz Aydın.
Ha inoltre romanzato la figura di Emiro Timur (Tamerlano) nell'opera in tre volumi Unutulmaya Yüz Tutan 100 Türk Büyüğü (100 Grandi Personalità Turche Destinate all'Oblio), coordinata da Hasan Halakaçayır. Le sue poesie figurano anche nell'Antologia Poetica pubblicata dall'Associazione degli Scrittori di Çukurova.
Naci ÖZER è membro del consiglio direttivo dell'Associazione degli Scrittori di Çukurova. Continua la sua attività letteraria con opere ispirate all'educazione, ai valori umani, all'Anatolia e alla cultura turca, contribuendo con il suo impegno alla letteratura contemporanea.
...................................
HUZUR OLSUN
Mavi gezegen kime dar gelmiş
Bu topraklar bolluk, bereket vermiş
Sofralara şenlik, dostluk ve sevgi dolmuş
Her ülkede huzur olsun SAVAŞA HAYIR!
Yüzyıllar boyunca insan savaşmış
Doğaya. Denize her kuşa bulaşmış
Havayı, toprağı suyu kirletmiş
Bu kötülükler son bulsun SAVAŞA HAYIR!
Parlak güneş, hava ve coşkun sular
Yetmez mi size ey güzel kullar
Bu hırs, bu kin bitmez mi canlar
Her coğrafyada huzur olsun SAVAŞA HAYIR!
Bırakın kuşlar uçsun, çiçekler açsın
Bombaların, silahların sesi yok olsun
Her yerde huzur, mutluluk saçsın
Tüm ülkelerde sevgi olsun SAVAŞA HAYIR!
Çocuklar gülsün, bülbüller ötsün
Çiçekler açsın, bahçe şenlensin
Denizlerin mavisi balığa yetsin
Kıtalarda huzur olsun SAVAŞA HAYIR!
Savaş cinayettir insanı yutar
Doğayı, güzellikleri bilerek satar
İnsanlık huzuru böylece batar
Hiçbir yerde savaş olmasın SAVAŞA HAYIR!
KADIN
Rahmetli Neşet ERTAŞ der ki; “Kadınlar insandır, biz ise insanoğlu.”
Kadın; dünyanın en kutsal varlığıdır. Onlar annedir, ilk öğretmendir, yuva kurandır. Hayat arkadaşıdır.
Bir ülkenin gerçek temelini atan, ülkenin var olmasını ve uzun yaşamasını sağlayan en kutsal varlıktır.
Bu bakımdan bir ülkede öncelikle kızların okutulması, bilinçlendirilmesi, onların eğitimi ile ilgili her
türlü alt yapı ve kolaylığın sağlanması, cesaretlendirilip desteklenmesi gerekir.
Çünkü o kız geleceğin annesidir. Çocuğunu bilinçli bir şekilde büyütüp eğitmesi gereken kişidir. Ne
zaman mama vermesi gerektiği ne zaman yatması, altının değiştirilmesi, temizliğinin yapılmasının
bilinçli bir şekilde bilmesi gerekir. Sorumluluklar 0-4 yaş arasında verileceğinden annenin bunu da çok
iyi bilmesi kadar doğal bir şey olamaz. Kültürlü ve bilinçli anne bunları bilir. İyi yetişen çocuk bir
ülkenin geleceğidir. Bu yüzden iyi ve gelişmiş ülkelerin temelini atan bilinçli annelerdir.
Kadın anne ve ülkelerin temelini atan kutsal varlık olduğuna göre, ona gereken değer verilmelidir.
Dinî inançlar asla buna engel değildir. Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed: “İlim Çin’de de
olsa gidin öğrenin.” Derken yalnızca erkekler gitsin dememiş. Kadın erkek ayrımını asla yapmamıştır.
Mustafa Kemal ATATÜRK: “Kadınların hüzünlü prenses olmayı bırakıp bilge kadın olmaya
gereksinimleri vardır. Okumak, düşünmek, fikirleriyle var olmak günümüz kadınlarının temel görevi
olmalıdır. “Ey Türk kızı kitap oku! Bugün kendini yetiştirirsin, yarın neslini yetiştirirsin.
Ülkemizde kadınlara gerçek değer henüz verilmiyor. Ama Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün
devrimlerinden sonra ve özellikle 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinden
sonra kadın toplumdaki yönetim kademelerinde yerini almaya başlamıştır. Dinin gereği denilip yobaz
düşüncelerle ve toplumda kırılamayan töre denilen bazı yanlış uygulamalarla kadının değersizleştirme
çabaları hâlâ sürmektedir. Onu bir eşya ya da değersiz bir varlık gibi gören erkekler, sıkça onları
işkence ve şiddete maruz bırakmaktadırlar.
Hunharca katledilen kadınlar ülkemizin durdurulamayan ve kanayan yarasıdır. Gün geçmiyor ki
televizyon ve yazılı medyada öldürülen ya da şiddete maruz kalan kadın haberleri çıkmasın. Bu yüz
kızartıcı davranışlar çoğunlukla bilinçsiz, eğitimsiz ve ruhen hasta, aciz erkekler tarafından
yapılmaktadır. Bu davranışları hiç okula gitmemiş bir erkek de yapıyor. Üniversiteler bitirmiş bir erkek
tarafından da yapılmaktadır.
Halk arasında bir söz vardır: “Okumak cehaleti alır, eşeklik bâki kalır.” Kadının değerini bilmeyen insan
cahil insandır.
ONLARI ARIYORUM
Ne kadar sevinçle uyanırdım
Işıklı sabahlarla baharda
Çiçekler ve su damlacıkları
Serin hışırtılarda yapraklara
Uzun uzunca bakarken
Bal toplayan arılara imrenirdim
Hiç bilmezdim yılların acımasızlığını
Bilmeden ağlardım geleceğime
Oyuncaksız geçti çocukluk günlerim
İneği, koyunu, ahırı, tımarı tanıdım
Beli, küreği, karasabanı gördüm
Orağı tuttum minicik ellerimle
Tek korkum karanlıklar
Şimşek ve gök gürültüsü
Saklambaçsa en güzel eğlencem
Çiçeği, kelebeği ne çok severdim
Hepsi çok çok uzaklarda kaldı
Şimdi yalnızca anılarda yaşıyorum
Sevinçle uyandığım sabahları
Mavi, sarı, yeşil, kırmızı kuşları
Ötüşlerini taklit ettiğim
Sevdiklerimle üleştiğim lokmayı
Yürüdüğüm yolları kurduğum hayalleri
Hepsini özlüyorum
Acımasız yıllarımda onları arıyorum.
Poem: “THE EARTHQUAKE’S SILENT CRY”
Poet: Mustafa Naci ÖZER
From: Türkiye.
In just one breath, the songs were gone, all dreams were swept away;
With shattered homes, so many lives were lost that tragic day.
Beneath the fallen walls remained hopes never brought to light,
While endless tears filled weary eyes and hearts were wrapped in night.
The children searched for mothers dear, the mothers sought their own,
Through narrow paths of broken stone where grief was carved in stone.
A faded photo, shattered toy, a keepsake torn apart,
Spoke softly of forgotten years still living in the heart.
The streets became one endless cry, no voice replied again;
Such crushing grief no human soul could ever long sustain.
In but a moment, countless lives were taken by the sky;
No one greets a fate like this—no one can smile and try.
Yet through the dust a helping hand reached out to hold another;
A tide of love and unity embraced each sister, brother.
A piece of bread, a gentle word, a flame that would not die,
Like morning’s breeze from ashes born beneath a hopeful sky.
Remember, friends, this fragile life is but a passing breath;
The brightest smiles may fade away in one dark hour of death.
Let love restore the wounded hearts, let all stand side by side;
The soul you lift will carry thanks with everlasting pride.
I wrote this after the Venezuela earthquake.
Poem: “THE LIGHT THAT BLOOMS WITHIN THE HEART”
Poet: Mustafa Naci ÖZER
From: Türkiye.
Love is the brightest star that crowns the silent night,
A flame that heals the wounded soul with everlasting light.
A single drop of hope revives each branch once cold and bare,
And calls the joyful bloom of spring to blossom everywhere.
Deep spirits speak in quiet eyes where silent truths abide,
And love unfolds its fragrant flowers with beauty as its guide.
When hearts embrace in perfect trust, no mountain stands too tall;
Before the radiant light of love, the darkest shadows fall.
The beauty of a noble heart is what makes us truly live;
A single smile can wake the spring with all the joys it gives.
A gentle hand, outstretched with grace and warm sincerity,
Can turn the coldest winter’s breath to peace and harmony.
No throne of gold, no royal hall can grant a soul its peace;
A loveless life can never make the heart’s true longing cease.
The richest treasure we can hold is faithfulness and grace;
A heart that beats with boundless love no time can e’er erase.
Come, let us sow the seeds of love for every dawn anew;
Let’s weave its golden threads through every dream we still pursue.
May souls of kindness bless the earth wherever life may start;
For love’s eternal light shall bloom forever in the heart.
©® Mustafa Naci ÖZER